BİR KAYIKTA DÖRT KİŞİ

KOLAY HİKAYELER – TEMEL TÜRKÇE – Toplam 450 kelime

Kayıkta dört kişiydiler. Sarı saçlı bir kadın, bir kasap, kel bir profesör, ve bir de pipolu genç.

Hepsi de son vapura geç kaldılar. Bunu için kaptana 50 milyon lira verip bir kayığa bindiler.

Şimdi kayık karanlık sularda yavaş yavaş gidiyor du. Sarı saçlı kadın sigara içiyor ve dumanını seyrediyor du.

Genç adam hem sarı saçlı kadının bacaklarına bakıyor hem de sevgilisini düşünüyor du.

Profesör de aids hakkında düşünüyor, bu hastalık için bir ilaç bulmak istiyor du.

Kasap hem fıstık yiyor hem de dükkanındaki koyunları ve inekleri düşünüyor du.

Gece yıldızsızdı ve deniz biraz dalgalıydı. Sular bazen kayığın içine sıçrıyor du/geliyor du. Kayık artık Üsküdar’ı ve Kadıköy’ü geçip adalara doğru gidiyordu.

Biraz sonra sarı saçlı güzel kadın rüzgardan üşüdü ve eteklerini tutarak kamaraya doğru yürüdü. Kamaraya girdi. Kamara çok kötü kokuyor du.

Kadın hemen bir pencere açıp önüne oturdu. Çamlıca’ya ve Üsküdar’a bakıyor du. Her şey çok güzeldi. Dalgaların sesi bir melodi gibiydi. Kadın birden kalktı; şimdi koku daha çoktu ve aşağıdan duman geliyor du. Kapıyı açtı; içeride çok duman vardı; yüzüne bir sıcaklık geldi: Aşağıda kaptan ve yardımcısı motoru tamir etmek için çalışıyorlar dı. İkisi de çok pisti ve terliydi. Kadın çok şaşırdı; sonra “Yanıyoruz imdat imdat yanıyoruz” diye bağırmaya başladı ve dışarıya koştu.

Kayıktaki herkes çok korktu. Kapı açık kaldı: Onun için şimdi her yer dumandı. Kasap hemen sandalyesini tuttu. Profesör de kayıktaki tek can simitini aldı. Sarışın kadın genç adamın yanına gitti: “Kurtarın beni, lütfen kurtarın, yardım edin……. yüzme de bilmem ben” dedi. Delikanlı korkarak “ben de bilmem” dedi. Ama biraz yüzme bilirdi. Sarışın kadın bu sefer de kasaptan yardım istedi, ama O Allah’a dua ediyor du. Profesör hepsinden daha kötü bir durumdaydı; çok korkuyor du. Profesörün öğrencileri O’nu her zaman bir kahraman gibi düşünür dü, profesör her şeyi bilir ve çok güzel konuşur du, ama şimdi ağlıyor du. Sarışın kadın bu defa kaptanın yardımcısından yardım istedi. Ona sarılarak “Lütfen beni kurtar” dedi.

O zaman kaptanın sesi geldi; “Susun!, bağırmayın! Niçin korkuyorsunuz? Şimdi motoru tamir edeceğim. Lütfen panik yapmayın.”. kaptanın sesi çok etkiliydi; herkes oturdu. On dakika sonra her şey normale döndü. Kaptan ve yardımcısı aşağıdan yukarıya çıktılar; ikisi de çok yorgundu.

Şimdi yine kayıkta dört kişiydiler. Yine düşünüyorlardı. Sarı saçlı kadın artık korkmuyordu; çok rahattı; sigara içmek istedi, ama elleri titriyor du.

Delikanlı yine piposunu içiyor, fakat sarı saçlı kadının bacaklarına bakmıyor du.

Profesör karısını, çocuklarını ve öğrencilerini imdi daha çok seviyor du.

Kasap da artık hayvanları kesmek istemiyor du; mesleğini bırakıp başka bir iş yapmak istiyor du.

Adaya geldiler.

Kayıktan ilk önce profesör indi. Sonra şarkı söyleyerek delikanlı. Kasap kayıktan neşeyle indi ve bir çocuk gibi koşarak gitti. Sarışın kadın için dalgalı denizde kayıktan inmek kolay değildi, zordu. Kaptanın yardımcısı yardım etmek için sarı saçlı kadına elini uzattı; ama kadın onun pis elini tutmadan kendi kendine kayıktan indi ve düştü; sonra kalkıp bir manken gibi yürüyerek gitti.

 

HALDUN TANER